1. Giriş
Türk coğrafyasının kadim inanç sistemlerinden biri olan Tengri inancı, binlerce yıl boyunca Türk topluluklarının dünya görüşünü, ahlaki değerlerini ve toplumsal yapısını şekillendirmiştir. Özünde tek Tanrı’ya, yani Tengri’ye dayalı bir inanç sistemi olarak nitelendirilen Tengricilik, evrenin yaratıcısı ve düzenleyicisi olan yüce bir varlığa odaklanmıştır. Bu inanç, doğayla derin bir uyum içinde yaşamayı, atalara saygıyı ve ruhani varlıklarla etkileşimi temel prensip edinmiştir. Tengri kavramı, sadece fiziksel gökyüzünü değil, varoluşun özünü, evrensel bilinci ve zamanın ötesindeki ilahi kudreti ifade etmektedir. Bu yaklaşım, Tengriciliğin yaygın yanlış anlamalara rağmen çoktanrılı bir sistemden ziyade, tek Tanrı inancına sahip olduğunu göstermektedir.İslamiyet’in Türk coğrafyasına girişi, 7. ve 8. yüzyıllarda Emevi ve Abbasi halifeliklerinin Orta Asya’ya yayılmasıyla başlamıştır. İlk temaslar genellikle askeri çatışmalarla seyrederken, 751 yılındaki Talas Savaşı, Karluk Türklerinin Abbasilerle ittifak kurmasıyla yeni bir dönüm noktası oluşturmuş, İslamiyet’in Türkler arasında daha yakından tanınmasına ve ilk ihtidaların gerçekleşmesine zemin hazırlamıştır. Ancak İslam’ın yayılışı sadece askeri fetihlerle sınırlı kalmamış, Müslüman tüccarlar, elçiler ve özellikle Orta Asya’da zaten yaygın olan Sufi akımları aracılığıyla barışçıl yollarla da ilerlemiştir. Sufi dervişlerin esnek ve kapsayıcı yaklaşımları, Türk boyları arasında İslamiyet’in benimsenmesini kolaylaştırmıştır.Bu iki büyük inanç sistemi, Türk topluluklarının tarihinde birbirini nasıl etkilemiştir? Bu etkileşim bir çatışmaya mı, yoksa bir senteze mi dönüşmüştür? Bu raporun temel sorunsalı, Tengri inancı ile İslamiyet’in tarihsel karşılaşmasında ortaya çıkan dinamikleri, uyum ve çatışma noktalarını derinlemesine incelemektir. Geleneksel olarak bu etkileşim, paganizm ile tek tanrıcılığın doğrudan çatışması olarak basitleştirilirken, mevcut analiz, Tengriciliğin özündeki tek tanrıcı yapının, “gerçek İslam’ın” tevhid anlayışıyla akraba olduğunu ileri sürmektedir. Bu durum, çatışmanın esasen teolojik bir uyumsuzluktan ziyade, farklı kültürel yorumlar, pratikler ve güç dinamiklerinden kaynaklandığını düşündürmektedir. Türklerin köklü ahlak ve yaşam sistemi olan “Töre”nin, bu süreçte bir aracı ve kültürel dayatmalara karşı bir direnç mekanizması olarak işlev görmesi, etkileşimin karmaşıklığını artırmaktadır. Bu çalışma, söz konusu dinamiklerin nasıl bir senteze yol açtığını ve Tengri inancının unsurlarının Türk-İslam kültürü içinde nasıl yaşamaya devam ettiğini araştırmayı amaçlamaktadır.2. Tengri İnancının Temel Yapısı ve AnlayışıGöktanrı Kavramı ve Tengri İnancında Evren DüzeniTengri inancının merkezinde, evrenin yaratıcısı ve düzenleyicisi olan yüce ve tek bir varlık olarak kabul edilen Tengri kavramı yer alır. “Tengri” kelimesi, Türkçede “gök” ile özdeşleşse de, anlamı fiziksel gökyüzünün çok ötesindedir; varlığın özü, evrenin aklı ve zaman-mekân ötesi ilahi bilinci temsil eder. Bu “gök,” görünen mavi boşluk değil, katmanlı gerçekliğin en üst boyutu, varoluşun kaynağı olan sonsuz “kut” alanıdır. Bu anlayış, İslam’daki “Arş-ı Âlâ” gibi mistik kavramlarla ve hatta modern bilimdeki çok boyutlu evren teorileriyle benzerlikler taşır. Türk kamlarının trans hallerinde bu katmanlara erişebilmesi, beyin frekanslarındaki değişimlerle modern nöroloji tarafından da kabul edilen bir bilinç hali olarak açıklanabilir.Tengri inancında doğadaki güçlere verilen farklı adlar (Yer-Su, Ülgen, Kızagan gibi) ayrı tanrılar olarak değil, Tengri’nin farklı sıfatları veya tezahürleri olarak görülür. Bu durum, İslam’daki Allah’ın 99 isminin tek bir Tanrı’yı anlatmasıyla paralellik gösterir; her biri Allah’ın bir yönünü ifade ederken, Allah’ın birliği esastır. Bu yaklaşım, Tengriciliğin özünde tek tanrılı olduğunu ve İslam’ın tevhid inancıyla derin bir uyum potansiyeli taşıdığını ortaya koyar. Bu temel teolojik benzerlik, Türklerin İslam’ı benimsemesini sadece yüzeysel bir geçiş olmaktan çıkarıp, zaten var olan bir hakikatin yeniden tanınması olarak konumlandırır. Bu da, sonraki dönemlerde yaşanan uyumun temelini oluşturur.Atalara Saygı, Doğa Kutsallığı ve Ruh İnancıTengri inancında atalara duyulan saygı, yaşamın temel taşlarından biridir. Ataların ruhlarının koruyucu olduğuna, rehberlik ettiğine ve yaşayanların kaderi üzerinde etkili olduğuna inanılır. Bu inanç doğrultusunda, ataların ruhlarını onurlandırmak için kurbanlar kesilir ve aşlar sunulurdu. Bu pratikler, Türk toplumunda nesiller arası bağın ve vefanın ne denli güçlü olduğunu göstermektedir.Doğa, Tengri inancında kutsalın bir tezahürü olarak kabul edilir. Dağlar, nehirler, ağaçlar ve göller, Tengri’nin gücünün ve ruhlarının barınağı olarak görülür; bu unsurlara saygı duymak, Tengri’ye olan bağlılığın bir ifadesidir. Bu, putperestlikten ziyade, Tengri’den gelen yaratıcı bilincin doğadaki yansıması olarak algılanır. Yunus Emre’nin “Yaradılanı, Yaradandan ötürü sevdik” sözü, bu metafizik temelin bir yansıması olarak görülebilir.Ruh inancı, Tengri inancının önemli bir boyutudur. “İyi ruhlar” veya “kutlu varlıklar”ın göksel düzene hizmet ettiğine, duaları taşıdığına, insanlara rehberlik ettiğine ve rüyalar aracılığıyla konuştuğuna inanılır. Bu varlıklar, İslam’daki melekler inancına benzerlik gösterir. Öte yandan, yeraltının karanlıklarında hüküm süren ve insanı sınayan Erlik Han figürü, İslam’daki İblis’e benzer şekilde, bir “tanrı” değil, hakikatin karşısındaki bir gölge, insanın iç sınavı olarak konumlandırılır.Tengri İnancında Toplumsal ve Ahlaki YapıTengri inancının toplumsal ve ahlaki yapısı, “Töre” adı verilen köklü bir sistemle şekillenmiştir. Töre, sadece bir gelenekler bütünü değil, akla, doğaya ve içsel sese dayanan yaşayan bir ahlak sistemidir. Korku değil, bilinç; yasak değil, denge; kölelik değil, özgür sorumluluk temel ilkeleridir. Bu, Türk toplumunun özgün etik kodlarını oluşturmuştur.Töre’nin belirgin özelliklerinden biri, kadın-erkek eşitliğine verdiği önemdir. Türk kadını, toplumun taşıyıcısı olarak görülmüş, savaşta at binmiş, kurultayda oy vermiş, ailede söz sahibi olmuş ve mirasta eşit pay almıştır. Bu, Arap toplumunun bazı geleneksel kadın algılarından önemli ölçüde farklılık göstermektedir. Kamlar ise sadece dini liderler değil, aynı zamanda hekim, astronom, şifacı ve öğretmen gibi çok yönlü roller üstlenerek topluma rehberlik etmişlerdir. Bu bütüncül yaklaşım, bilginin ve ahlakın yaşamın her alanına nüfuz etmesini sağlamıştır. Töre’nin bu dinamik ve akılcı yapısı, Türklerin İslamiyet’i kabul sürecinde bir tür “ahlaki pusula” işlevi görmüş, İslam’ın kendi değerleriyle uyumlu görülen yönlerinin benimsenmesini kolaylaştırırken, Töre’ye aykırı görülen yorumlara karşı bir direnç noktası oluşturmuştur. Bu durum, İslam’ın Türk toplumunda özgün bir karakter kazanmasında belirleyici bir rol oynamıştır.3. İslamiyet’in Türk Toplumları ile Temasıİslamiyet’in Orta Asya ve Anadolu’ya Yayılış Süreciİslamiyet’in Orta Asya’ya yayılışı, 7. yüzyılda Arap fetihleriyle başlamış, özellikle Emeviler ve Abbasiler döneminde Maveraünnehir gibi stratejik bölgelere ulaşmıştır. Buhara, Semerkant, Taşkent ve Fergana gibi önemli şehirler, İslam orduları tarafından ele geçirilmiştir. Ancak bu süreç, sadece askeri bir ilerleyişten ibaret olmamıştır. Türklerle Araplar arasındaki ilk temaslar, özellikle Türgiş ve Hazar Türkleriyle yaşanan çatışmalarla karakterize edilse de , 751 yılındaki Talas Savaşı önemli bir dönüm noktası olmuştur. Bu savaşta Karluk Türklerinin Abbasilerin yanında yer alması, Türklerin İslamiyet’i daha yakından tanımasına ve az da olsa ilk Müslüman Türk topluluklarının ortaya çıkmasına yol açmıştır.İslam’ın yayılmasında tüccarlar, elçiler ve özellikle Sufi akımları kritik bir rol oynamıştır. Orta Asya’da zaten yaygın olan Sufi dervişler, hoşgörülü ve evrensel mesajlarıyla Müslüman olmayan Türk boyları arasında İslamiyet’i teşvik etmiş, böylece dinin barışçıl yollarla yayılmasını sağlamışlardır. Bu Sufi faaliyetler, 12. yüzyılda Ahmed Yesevi tarafından kurulan Yeseviyye tarikatı gibi oluşumlarla zirveye ulaşmış, Şamanizm’den izler taşıyan pratikleriyle göçebe Türkmen kabilelerinin İslam’a geçişini kolaylaştırmıştır.Türklerin İslamiyet’i Kabul Etme Süreci (Karahanlılar, Selçuklular Örnekleri)Türk boyları arasında kitlesel İslamlaşma 9. ve 10. yüzyıllarda hız kazanmıştır. Bu sürecin en önemli örneklerinden biri, İslamiyet’i resmi din olarak kabul eden ilk büyük Türk devleti olan Karahanlılardır. Karahanlı hükümdarı Satuk Buğra Han’ın 920’lerde İslamiyet’i benimsemesi, Türk dünyasında İslam’ın yayılmasını hızlandıran bir gelişme olmuştur. Karahanlılar, İslamiyet’i benimserken Türk kültürünü ve dilini koruma konusunda bilinçli bir çaba göstermişlerdir. Türkçeyi resmi dil olarak kullanmış, Uygur alfabesini muhafaza etmiş ve Kutadgu Bilig gibi önemli Türk-İslam eserlerinin yazılmasına öncülük etmişlerdir. Bu durum, Türklerin İslam’ı yalnızca kabul etmekle kalmayıp, onu kendi kültürel kimlikleri içinde yeniden şekillendirme arayışında olduklarını göstermektedir.Büyük Selçuklu Devleti de İslamiyet’i benimsemiş ve bu inancı Anadolu’ya taşımıştır. 1071 Malazgirt Savaşı, Anadolu’nun kapılarını Türklere açarak, bölgenin İslamlaşma ve Türkleşme sürecini başlatmıştır. Selçuklular döneminde de “kut” anlayışı, “Allah’ın nasibi veya takdiri” olarak yeniden yorumlanarak hükümdarın ilahi yetkisini İslam çerçevesinde sürdürmesine olanak tanımıştır. Bu süreç, Türklerin İslam’a geçişinin sadece dini bir değişim değil, aynı zamanda siyasi, ekonomik ve kültürel bir adaptasyon olduğunu göstermektedir. Türklerin İslamlaşması, askeri fetihlerin yanı sıra, ticari avantajlar ve Sufi akımlarının kültürel uyumu gibi faktörlerin etkisiyle gerçekleşen çok yönlü bir süreç olarak değerlendirilebilir. Bu pragmatik ve kültürel koruyucu yaklaşım, Türklerin İslam’ı benimsemesini kolaylaştıran temel bir faktör olmuştur.İlk Dönemlerdeki Geçiş Süreci ve Toplumsal Etkilerİslamiyet’in kabulü, Türk toplumları üzerinde derin toplumsal etkiler yaratmıştır. Türk boyları, İslam dünyasıyla daha yakın siyasi ve ekonomik bağlar kurarak hem kendi güçlerini artırmış hem de İslamiyet’in yayılmasına katkıda bulunmuşlardır. Eski Türk devletlerinde var olan “kut” anlayışı, yani hükümdarın yönetme yetkisini Tanrı’dan aldığı inancı, İslamiyet’le birlikte “Allah’ın nasibi veya takdiri” şeklinde yorumlanmıştır. Bu, yönetimdeki meşruiyetin kaynağını değiştirse de, “kut”un temel işlevi olan halkın huzur ve refahını sağlama sorumluluğu devam etmiştir. Bu tür kavramsal adaptasyonlar, Türk elitlerinin yeni dini benimserken mevcut siyasi ve sosyal yapılarını koruma stratejilerini yansıtmaktadır.İslamiyet’in getirdiği yeni idari ve hukuki terimler, eski Türkçedeki “il” (devlet, barış, sulh) gibi kelimelerin yerini “devlet” ve “mülk” gibi kavramlara bırakmasına neden olmuştur. Ancak bu değişimler, Türklerin özgün kimliklerini tamamen terk etmeleri anlamına gelmemiştir. Özellikle Karahanlılar gibi devletler, Türk dilini ve kültürünü koruma konusunda bilinçli adımlar atmışlardır. Sufi tarikatlar, özellikle Yeseviyye, Türklerin İslamlaşmasında merkezi bir rol oynamış, Şamanizm’den gelen birçok unsuru İslam’a uyarlayarak yerel halkın yeni dine adaptasyonunu kolaylaştırmıştır. Bu tarikatlar, İslam’ın daha esnek ve mistik bir yorumunu sunarak, Türklerin eski inançlarıyla yeni dini arasında bir köprü vazifesi görmüştür. Bu süreç, Türklerin İslam’ı benimsemesinin, eski inançlarını tamamen silen bir dönüşümden ziyade, mevcut kültürel ve toplumsal yapılarını yeni dini referanslarla yeniden inşa ettikleri dinamik bir etkileşim olduğunu göstermektedir.4. Uyum NoktalarıTengri inancı ile İslamiyet arasındaki etkileşim, sanılanın aksine birçok uyum noktası barındırmıştır. Bu uyum, iki inanç sisteminin temel prensiplerindeki benzerliklerden ve Türk toplumunun adaptasyon yeteneğinden kaynaklanmıştır.Göktanrı ve Allah Kavramının Benzerliği Üzerinden Oluşan Teolojik KöprüAraştırma materyali, Tengri inancının özünde tek tanrılı olduğunu ve yüce bir yaratıcı olan Tengri’ye dayandığını güçlü bir şekilde vurgulamaktadır. Bu temel tek tanrıcılık, İslam’ın Allah kavramıyla önemli bir teolojik köprü oluşturmuştur. Tengri’nin farklı yönleri veya sıfatları olarak kabul edilen Yer-Su, Ülgen ve Kızagan gibi kavramlar, ayrı tanrılar olarak değil, tek bir Tengri’nin tezahürleri olarak açıklanır. Bu durum, İslam’daki Allah’ın 99 isminin her birinin tek bir Tanrı’nın farklı niteliklerini ifade etmesiyle paralellik gösterir. Bu benzerlik, Tengriciliğe yönelik çoktanrıcılık iddialarını geçersiz kılmakta ve Türklerin İslam’ın tevhid inancını benimsemesini kolaylaştırmıştır. Bu, Türklerin İslam’a geçişinde temel bir teolojik uyumun var olduğunu ve bu geçişin, önceden var olan bir hakikatin yeni bir dilde ifade edilmesi olarak algılandığını göstermektedir.Atalara Saygının İslam’da Yer Bulması (Örneğin: Soy, Nesep, Vefa)İslam, doğrudan ata tapınmasını yasaklasa da, soy, nesep ve vefa gibi kavramlar üzerinden atalara ve aile büyüklerine saygıyı teşvik eder. Tengri inancındaki atalara duyulan derin saygı ve onların ruhlarına yönelik yapılan ritüeller, İslamiyet’in kabulüyle tamamen ortadan kalkmamış, aksine İslami pratikler içinde yeni anlamlar kazanarak devam etmiştir. Örneğin, ölenler için yapılan Mevlit törenleri, kırkı ve elli ikisi gibi uygulamalar, Tengricilikten günümüze ulaşan ve İslami bir çerçeveye oturtulan anma ritüelleridir. Azerbaycan Türkleri arasında hala devam eden “Ata Baba Günü” gibi mezar ziyaretleri ve adak sunma pratikleri, bu kültürel sürekliliğin canlı örnekleridir. Bu durum, Türklerin atalarına olan bağlılıklarını, yeni dini inançları içinde de sürdürme yollarını bulduğunu göstermektedir.Tengri İnancındaki Doğa ve Ahlak Anlayışının İslam Kültüründe Yer EdinmesiTengri inancının doğaya atfettiği kutsallık, dağların, nehirlerin ve ağaçların Tengri’nin tezahürleri olarak görülmesi , İslam’ın çevre bilinciyle önemli ölçüde örtüşmüştür. İslam, doğayı Allah’ın bir emaneti ve ayetleri olarak görür, çevrenin korunmasını ve temizliğini teşvik eder. Hz. Peygamber’in ağaç dikmeye, suları temiz tutmaya ve hayvanlara merhamet göstermeye yönelik öğretileri, Tengri inancının ekolojik etiğiyle uyumlu bir zemin sunmuştur.Türk töresinin akıl, denge, adalet ve toplumsal refahı esas alan ahlaki yapısı , İslam’ın temel ahlaki öğretileriyle büyük ölçüde örtüşmüştür. Töre’nin kadın-erkek eşitliğine verdiği önem, Türk kadınının toplumdaki aktif rolü ve mirastaki eşit payı gibi prensipler, İslam’ın bazı geleneksel yorumlarından farklı olsa da, genel ahlaki çerçevede bir uyum sağlamıştır. Bu, Türklerin İslam’ı benimserken kendi özgün ahlaki değerlerinden ödün vermeden, onları yeni inanç sistemiyle bütünleştirebildiklerini göstermektedir.Ritüel ve Günlük Yaşamda Tengri Kökenli Uygulamaların İslamiyet İçinde Devam EtmesiBirçok Tengri kökenli uygulama, İslamiyet içinde “İslami bir örtü” altında yaşamaya devam etmiştir. Bu, kültürel unsurların yeni dini çerçevede yeniden yorumlanmasıyla gerçekleşmiştir.Nevruz: Türklerin kadim bahar bayramı olan Nevruz, İslamiyet’in kabulünden sonra da kutlanmaya devam etmiştir. Bazı Alevi topluluklarında Hz. Ali’nin halife ilan edildiği günle ilişkilendirilmesi gibi, İslami bir bağlamla yeniden anlamlandırılmıştır. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde de canlılığını koruması, bu bayramın kültürel köklerinin ne kadar derin olduğunu göstermektedir.Yağmur Duası: İslam öncesi Türklerde yağmur yağdırmak için yapılan törenler, İslamiyet’le birlikte İslami yağmur duası pratiklerine dönüşmüştür. Yada Taşı’nın kullanımı veya koyunların kuzularından ayrılarak melemelerinin yağmur getireceğine inanılması gibi eski ritüel unsurları, İslami dualarla harmanlanarak sürdürülmüştür.Kurban ve Adak Ritüelleri: Tengri inancında yüce bir güce sunulan kurban ve adak geleneği , İslamiyet’te de “adak kurbanı” olarak devam etmiştir. İslam fıkhı adak kurbanının kesimi ve etinin dağıtımı konusunda belirli kurallar getirmiş olsa da, bir dileğin gerçekleşmesi için Allah’a söz verme ve yerine getirme niyeti, eski inancın temelini oluşturan ruhani bağın bir devamı olarak varlığını sürdürmüştür.Bu uyum noktaları, Türklerin İslam’ı benimsemesinin, eski inançlarını tamamen terk etmek yerine, onları yeni inanç sistemiyle uyumlu hale getirme ve dönüştürme yoluyla gerçekleştiğini göstermektedir. Sufizm’in bu süreçteki rolü, Şamanik unsurları İslami bir çerçeveye taşıyarak kültürel geçişi yumuşatması, bu sentezin en belirgin örneklerindendir.Kavram/AlanTengri İnancı (Özgün Anlayış)İslamiyet (Ortodoks Yorum)Uyum Noktası/KöprüTanrı AnlayışıTek, yüce yaratıcı (Tengri); doğadaki güçler Tengri’nin sıfatları/tezahürleri (Yer-Su, Ülgen).Tek, mutlak yaratıcı (Allah); 99 isim Allah’ın sıfatlarıdır.Her iki inançta da tek, yüce bir yaratıcıya inanılması; diğer varlıkların/isimlerin bu tek gücün tezahürü olarak görülmesi.Doğa AlgısıDoğa kutsaldır, Tengri’nin tecellisidir; dağlar, ağaçlar, sular ruh barındırır veya kutsal sayılır; doğayla uyum esastır.Doğa Allah’ın yaratımı ve ayetleridir; emanet bilinciyle korunmalıdır; temizlik ve denge esastır.Doğaya saygı ve çevre bilinci; yaratılanın kutsallığına inanış; doğanın bir güç değil, kutsalın bir yansıması olduğu anlayışı.Atalara SaygıAtaların ruhlarına saygı, koruyucu güçlerine inanış; mezar ziyaretleri, kurban ve aş sunma.Nesep, vefa ve aile bağlarına önem; ölenler için dua ve anma (Mevlit).Atalara duyulan saygının İslami ritüeller (Mevlit, mezar ziyareti) içinde devam etmesi; soyun ve mirasın önemi.Ahlak ve Toplumsal YapıTöre: Akıl, denge, adalet, eşitlik, özgür sorumluluk; kadınların aktif rolü.İslam Ahlakı: Adalet, ihsan, doğruluk, toplumsal sorumluluk; genel ahlaki ilkelerin uyumu.Temel ahlaki değerlerdeki (adalet, dürüstlük, toplumsal düzen) benzerlik; Töre’nin İslami yaşam biçimine entegrasyonu.İbadet/Ritüel BiçimiDavul, dans, trans halleriyle dinamik ibadet; kamların rehberliği.Şekilsel namaz; Sufi geleneklerinde zikir, sema gibi dinamik ritüeller.Sufi tarikatlarının (özellikle Yeseviyye) Şamanik ritüelleri İslami bir çerçevede yorumlaması ve devam ettirmesi.Kutsal Bilgi/VahiyKamlar, bilgelik ve sezgisel yollarla (yıldızlar, rüyalar, semboller) ilahi bilgiye erişim.Kutsal kitap (Kur’an) ve peygamberler aracılığıyla gelen vahiy.İlahi bilginin farklı yollarla insanlara ulaştığına dair ortak inanç; kamların “elçi” rolü.Tablo 1: Teolojik ve Etik Benzerlikler: Tengri İnancı ve İslamBu tablo, Tengri inancı ve İslamiyet arasındaki temel teolojik ve etik benzerlikleri yapılandırılmış bir şekilde sunarak, Türklerin İslam’ı benimsemesinde uyumu sağlayan ana faktörleri açıkça ortaya koymaktadır. Bu karşılaştırma, Türklerin İslam’a geçişinin yalnızca bir din değiştirme eylemi olmadığını, aynı zamanda mevcut inanç ve değer sistemleriyle derin bir rezonans bulma süreci olduğunu göstermektedir.5. Çatışma NoktalarıTengri inancı ile İslamiyet arasındaki etkileşim, uyum noktalarının yanı sıra, belirli konularda önemli çatışmalara da sahne olmuştur. Bu çatışmalar, genellikle inanç sistemlerinin özündeki farklılıklardan, kültürel yorumlardan ve güç mücadelelerinden kaynaklanmıştır.Tek Tanrılı İnançtaki Vahiy ve Kutsal Kitap Kavramı ile Tengri İnancındaki Sözlü Gelenek Arasındaki Çatışmaİslam, kutsal kitabı Kur’an ve Hz. Muhammed’in sünneti aracılığıyla gelen ilahi vahiy üzerine kurulmuş, yazılı ve sabit bir din geleneğidir. Bu, ilahi hakikatin değişmez bir metinde korunup nesilden nesile aktarılmasını esas alır. Buna karşılık, Tengri inancı, “kam, bilge, elçi” gibi ruhani figürler aracılığıyla yıldızlar, rüyalar ve semboller gibi farklı yollarla ilahi bilginin aktarıldığına inanılsa da, esasen yazılı bir kutsal kitaptan ziyade sözlü geleneğe ve deneyimsel aktarıma dayanmıştır.Bu farklılık, İslam’ın Türk coğrafyasına girişiyle bir gerilim noktası oluşturmuştur. Yazılı bir kutsal kitaba sahip olan İslam, Tengri inancını “daha az tamamlanmış” veya “daha az yetkin” olarak algılayabilir, zira hakikatin yorumlara hapsolduğu veya ritüellere indirgendiği eleştirisiyle karşılaşmıştır. Bu durum, yeni dini benimseyenler için eski inanç sisteminin otoritesini sorgulatma potansiyeli taşımış ve yazılı geleneğin üstünlüğü algısı, sözlü geleneğin zayıflamasına yol açmıştır.İslam’ın Haram Kavramlarıyla Tengri İnancındaki Şaman Ritüelleri ve Doğa Merkezli Uygulamaların Çelişkileriİslam’ın “haram” kavramı, belirli eylemleri, maddeleri veya inançları kesin olarak yasaklar. Bu durum, Tengri inancının bazı pratikleriyle çelişkilere yol açmıştır.Şamanik Ritüeller: Tengri inancında kamlar, davul, dans ve trans halleriyle ruh dünyasıyla iletişim kurarak şifa bulma veya kehanette bulunma gibi ritüeller gerçekleştirmişlerdir. İslam fıkhı, trans hallerini, ruhlarla doğrudan iletişimi veya büyücülük olarak algılanabilecek eylemleri genellikle yasaklar. Şamanların Tanrı’ya ulaşma niyeti taşısa da, bu tür pratikler, İslam’daki “bid’at” (dinde yenilik) veya “şirk” (Allah’a ortak koşma) kategorilerine girebilmiştir.Doğa Merkezli Uygulamalar: Tengri inancında belirli doğal nesnelerin (dağlar, ağaçlar, sular) ruh barındırdığına veya Tengri’nin doğrudan tezahürü olduğuna inanılması ve bu yerlerde adaklar sunulması , İslam’ın tevhid ilkesiyle çatışma potansiyeli taşımıştır. İslam, doğayı Allah’ın eseri olarak kutsal görse de, doğrudan nesnelere tapınmayı veya onlardan medet ummayı “şirk” olarak değerlendirir. Ağaçlara bez bağlama gibi pratikler, bu bağlamda tartışmalı hale gelmiş ve bazı İslam alimleri tarafından şirk olarak yorumlanmıştır.Eski İnançların “Şirk” Olarak DeğerlendirilmesiTengri inancının özünde tek tanrılı olmasına rağmen , İslam’ın Türk coğrafyasına gelişiyle birlikte, Tengricilik ve onunla ilişkili pratikler sıklıkla “şirk” (Allah’a ortak koşma) veya putperestlik olarak damgalanmıştır. İslam’da en büyük günah sayılan şirk, eski inançları reddetmek ve yeni dini kabul etmek için güçlü bir retorik araç olarak kullanılmıştır.Bu bağlamda, İslam alimleri “şirk-i takrîb” (Allah’a yaklaşmak için putlara tapınma) veya “şirk-i taklîd” (ataları taklit ederek putlara ilahlık atfetme) gibi kategorileri Türk inançlarına uygulamışlardır. Türklerin doğadaki nesneleri Tanrı olarak görmediği, sadece Tengri’nin sembolleri veya ruhların barınağı olarak algıladığı açıklamaları göz ardı edilmiş, bu pratikler doğrudan putperestlik olarak yorumlanmıştır. Şaman elbiselerinin ve davullarının yakılması gibi uygulamalar, eski dinin sembollerini ortadan kaldırmaya yönelik somut baskı örnekleridir. Bu tür uygulamalar, yeni dini benimsetmek ve kontrolü sağlamak için kullanılan stratejik bir araç olarak işlev görmüştür.Dinî Otoritelerin Eski İnançlara Yönelik Baskıları ve Dönüştürme Çabalarıİslamlaşma süreci, Türklerin kendi özgün kimliklerinden kopmasına neden olan dini otoritelerin baskı ve dönüştürme çabalarını da içermiştir. “Gelenekler hor görüldü, Töre şeytanlaştırıldı, Arapça kutsallaştırıldı” ifadeleri, bu kültürel dayatmanın boyutunu gözler önüne sermektedir. Özellikle “Hadis ve mezhep zorlamalarıyla” Türklerin kendi özünden uzaklaştığı belirtilmektedir. Bu, Arap-merkezli bir İslam yorumunun, Türklerin töresel değerleri ve yaşam biçimi üzerindeki baskısını göstermektedir.Türk töresinin kadın-erkek eşitliği, mirastaki eşit pay ve kadının toplumsal hayattaki aktif rolü gibi prensipleri, İslam’ın o dönemdeki bazı Arap toplumlarına özgü yorumlarıyla (kadının mirasta yarım pay alması, örtünme, çok eşlilik gibi) çatışmıştır. Türk kadını, törede toplumun taşıyıcısı ve karar alıcısı olarak görülürken, Arap kültüründeki “korunması gereken” kadın algısı farklılık yaratmıştır. Bu tür kültürel farklılıklar, dini otoriteler tarafından “haram” veya “bid’at” olarak damgalanarak dönüştürülmeye çalışılmış, bu da Türk toplumunda direniş veya adaptasyon mekanizmalarını tetiklemiştir. Bu çatışmalar, dini değişimin sadece teolojik değil, aynı zamanda kültürel kimlik ve toplumsal yapı üzerinde de derin etkileri olduğunu göstermektedir.Çatışma AlanıTengri İnancı (Özgün Anlayış)İslamiyet (Ortodoks Yorum)Çatışma Noktası/GerilimHakikat KaynağıSözlü gelenek, sezgisel bilgi, kamlar aracılığıyla aktarım.Yazılı kutsal kitap (Kur’an), peygamber aracılığıyla kesin vahiy.Yazılı metnin mutlak otoritesi karşısında sözlü geleneğin “eksik” veya “bozulmuş” olarak algılanması.Ritüel PratikleriŞamanik trans, davul, dans, ruhlarla iletişim, doğa merkezli ritüeller.Belirli ibadet şekilleri (namaz), bid’at (dinde yenilik) endişesi, büyü/falcılık yasağı.Şamanik pratiklerin “haram” veya “şirk” olarak yorumlanması; ibadet biçimlerinin katı kurallara bağlanması.Doğa VurgusuDoğal nesnelerin (ağaç, dağ, su) kutsal sayılması, ruh barındırdığına inanış, adak sunma.Yaratılanlara tapınma yasağı (şirk), yaratıcının mutlak tekliği; doğaya yönelik saygının putperestlik olarak yorumlanması.Doğaya doğrudan tapınma olarak algılanabilecek pratiklerin şirk sayılması; kültürel yorum farklılıkları.”Haram” KavramıTöre’nin esnek ahlaki çerçevesi; bazı pratiklere (alkol, belirli yiyecekler) yönelik daha az katı yasaklar.Fıkıh (İslam hukuku) ile belirlenmiş katı haramlar (alkol, domuz eti, bazı müzik/dans türleri, falcılık).Geleneksel Türk yaşam tarzının bazı unsurlarının İslam fıkhı tarafından haram olarak değerlendirilmesi.Dini OtoriteKam/Bilge’nin bütüncül rolü (ruhsal rehber, hekim, öğretmen); sezgi ve geleneğe dayalı otorite.Ulema/İmamların yazılı metinlere dayalı otoritesi; mezhep ve Hadis zorlamaları.Dini otoritelerin eski inançlara yönelik baskısı; Töre’nin şeytanlaştırılması, Arapça’nın kutsallaştırılması.Toplumsal NormlarKadın-erkek eşitliği (miras, toplumsal rol, yönetimde yer alma).Geleneksel Arap toplumundan kaynaklanan kadın rolleri (yarım miras, örtünme, çok eşlilik).Türk töresindeki eşitlikçi anlayış ile Arap kültüründen gelen bazı toplumsal normların çatışması.Tablo 2: Çatışma Noktaları: Tengri İnancı ve Ortodoks İslami YorumlarBu tablo, Tengri inancı ve İslamiyet arasındaki çatışma noktalarını sistematik bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu çatışmaların, genellikle teolojik farklılıklardan ziyade, kültürel yorumlar, pratikler ve dini otoritenin yeni inancı dayatma çabalarından kaynaklandığı görülmektedir. Özellikle “şirk” suçlaması, yeni dini benimsetmek ve eski inanç sistemini değersizleştirmek için güçlü bir araç olarak kullanılmıştır. Bu durum, dini dönüşümün aynı zamanda bir kültürel kimlik mücadelesi olduğunu ve Arap-merkezli İslam yorumlarının Türklerin özgün törelerine karşı bir dayatma olarak algılandığını göstermektedir.6. Sentez ve Yaşayan GeleneklerTürk toplumlarında İslamlaşma süreci, Tengri inancının tamamen ortadan kalkmasına yol açmamış, aksine birçok unsurun “İslami bir örtü” altında yaşamaya devam ettiği bir sentez süreciyle sonuçlanmıştır. Bu sentez, eski inançların yeni dini referanslarla yeniden yorumlanması ve kültürel adaptasyon yoluyla gerçekleşmiştir.İslamlaşan Türk Toplumlarında Eski Tengri İnancı Unsurlarının Nasıl “İslami Bir Örtü” Altında Yaşamaya Devam EttiğiTengri inancına ait birçok öğe, İslam’ın kabulüyle birlikte yeni bir anlam kazanarak veya İslami pratiklerle harmanlanarak varlığını sürdürmüştür. Bu süreçte Sufi tarikatlar, özellikle Yeseviyye, kilit bir rol oynamıştır. Bu tarikatlar, Şamanizm’den izler taşıyan pratikleri ve terminolojiyi İslami öğretilerle birleştirerek, Türk topluluklarının İslam’a daha kolay adapte olmasını sağlamıştır. Mevlevi seması gibi dinamik ibadet biçimleri, Tengri inancındaki hareketli huşu ve trans hallerinin İslami bir yansıması olarak görülebilir.Örneğin, Türklerdeki “kut” anlayışının, İslam’da “Allah’ın nasibi veya takdiri” olarak yeniden yorumlanması , eski bir kavramın yeni bir teolojik çerçevede meşruiyet kazanmasının önemli bir örneğidir. Bu tür entelektüel ve kavramsal sentezler, Türklerin İslam’ı benimserken kendi kültürel ve siyasi sürekliliklerini korumalarına olanak tanımıştır. Bu durum, sentezin sadece pasif bir entegrasyon değil, aynı zamanda kültürel hayatta kalma ve uyarlanma stratejisi olduğunu göstermektedir. Eski inanç unsurları, yeni dini paradigmanın içinde aktif olarak yeniden şekillendirilerek varlıklarını sürdürmüşlerdir.Bugün Bile Halk İnançlarında Tengricilikten İzler: Nazar, Türbeler, Adak Kültürü, Ağaçlara Bez Bağlama Gibi UygulamalarGünümüz Türk halk inançlarında Tengricilikten gelen birçok iz hala canlılığını korumaktadır. Bu uygulamalar, resmi dini öğretilerle zaman zaman çelişse de, kültürel mirasın ve halkın derin hafızasının bir göstergesidir.Nazar (Kem Göz): Nazar inancı ve nazardan korunmak için kullanılan “nazar boncuğu,” eski Türklerin Şamanik inançlarından günümüze taşınan bir uygulamadır. İslam’da tüm korumanın Allah’tan geldiği vurgulanırken, nazar boncuğu kültürel bir sembol olarak varlığını sürdürmüş, genellikle İslami dualarla birlikte veya sembolik bir koruyucu olarak kullanılmıştır.Türbeler (Evliya Mezarları): Halk arasında evliyaların veya ataların mezarlarını ziyaret etme, buralarda dua etme ve dilek dileme geleneği, Tengri inancındaki ata kültü ve kutsal mekanlara duyulan saygının bir devamıdır. İslam’da doğrudan mezarlara tapınmak yasak olsa da, bu mekanlar halk dindarlığında önemli bir yer tutmaya devam etmiştir.Adak Kültürü: Bir dileğin gerçekleşmesi için Allah’a söz verip kurban kesme geleneği, Tengri inancındaki adak ve kurban ritüellerinin İslami bir yorumudur. İslam fıkhı adak kurbanının belirli kurallarını (örneğin, adak sahibinin etinden yiyememesi) belirlese de , bu pratik, halk arasında yaygın bir dini uygulama olarak kalmıştır.Ağaçlara Bez Bağlama: Kutsal sayılan ağaçlara bez parçaları bağlayarak dilek dileme veya adak adama uygulaması, Tengri inancındaki ağaç kültü ve animistik inançlardan gelmektedir. Bu uygulama, bazı İslam alimleri tarafından şirk veya bid’at olarak değerlendirilse de , halk arasında hala yaygın bir gelenektir.Nevruz ve Yağmur Duası: Daha önce belirtildiği gibi, Nevruz ve yağmur duası gibi mevsimsel ve doğa merkezli ritüeller, İslami unsurlarla harmanlanarak varlıklarını sürdürmüşlerdir.Mevlit Törenleri: Ölen bir kişinin ardından yapılan Mevlit törenleri (haftası, kırkı, elli ikisi ve yılı gibi), Tengricilikten günümüz Türklerine geçen bir gelenek olarak açıkça belirtilmiştir.Bu örnekler, Türklerin İslam’ı benimsemesinin, eski inançlarını tamamen silen bir kopuş değil, aksine mevcut kültürel kodlarını yeni dini referanslarla yeniden yorumlayarak zenginleştiren dinamik bir sentez süreci olduğunu göstermektedir. Halk İslamı, bu eski geleneklerin bir deposu olarak işlev görmüş ve ortodoks yorumlarla halk pratikleri arasında sürekli bir müzakere alanı oluşturmuştur.Tengri Kökenli UygulamaÖzgün Anlamı/Kökeniİslamiyet İçindeki Adaptasyonu/YorumuNazarKem gözden korunma inancı, Şamanik kökenli, kötü ruhlarla ilişkilendirilir.”Nazar boncuğu” gibi sembollerin kullanımı, Allah’ın korumasına sığınma niyetiyle birleşir; ortodoks İslam’da tartışmalı.Türbeler/Ziyaret YerleriAta kültü, kutsal mekanlar, ruhların barınağı olarak görülen kurganlar/dağlar.Ölmüş evliya/ataların mezarlarını ziyaret etme, dua etme, dilek dileme; şefaat inancıyla birleşir.Adak KültürüTengri’ye veya ruhlara dilek için kurban/adak sunma.Allah’a bir dilek için kurban adama (adak kurbanı); İslami fıkıh kurallarına tabi.Ağaçlara Bez BağlamaAğaçların kutsallığı, ruh barındırması; kansız kurban veya dilek ifadesi.Kutsal kabul edilen ağaçlara bez bağlayarak dilek dileme; bazı alimlerce şirk/bid’at kabul edilir.Nevruz BayramıBaharın başlangıcı, doğuş, diriliş, Ergenekon’dan çıkışın sembolü.Bahar bayramı olarak kutlanmaya devam eder; bazı Alevi inançlarında Hz. Ali ile ilişkilendirilir.Yağmur DuasıYağmur yağdırmak için yapılan törenler, Yada Taşı kullanımı.İslami dualarla yapılan yağmur duası; bazı eski ritüel unsurları (koyun-kuzu ayırma) devam eder.Mevlit TörenleriÖlenler için yapılan anma törenleri (haftası, kırkı, elli ikisi, yılı).Ölenlerin ruhu için yapılan İslami dualı anma törenleri.Tablo 3: Sentez: Türk-İslam Halk İnançlarında Tengri UnsurlarıBu tablo, pre-İslami Türk pratiklerinin İslami bir çerçevede nasıl dönüştüğünü ve devam ettiğini somut örneklerle göstermektedir. Bu kültürel unsurların “İslami bir örtü” altında varlıklarını sürdürmesi, Türk toplumunun dini değişime rağmen kültürel kimliğini koruma ve adaptasyon yeteneğini vurgulamaktadır. Halk İslamı, bu eski geleneklerin canlı bir deposu olarak işlev görmekte, resmi dini doktrin ile halkın gündelik dini yaşamı arasında sürekli bir etkileşim ve müzakere alanı sunmaktadır.7. Değerlendirme ve SonuçTengri inancı ile İslamiyet arasındaki tarihsel etkileşim, basit bir “uyum” ya da “çatışma” ikiliğine indirgenemeyecek kadar karmaşık ve çok katmanlı bir süreç olmuştur. Analizler, bu iki dinamiğin çoğu zaman iç içe geçtiğini, birbirini dönüştürdüğünü ve kesin sınırların bulunmadığını göstermektedir. Türklerin İslam’ı benimsemesi, eski inançlarını tamamen terk etmeleri anlamına gelmemiş, aksine mevcut kültürel ve teolojik kodlarını yeni dinin prensipleriyle harmanlayarak özgün bir Türk-İslam sentezi yaratmıştır.Uyum noktaları, özellikle Tengri inancının özündeki tek Tanrı anlayışının, İslam’ın tevhid ilkesiyle örtüşmesiyle sağlam bir teolojik köprü oluşturmuştur. Atalara saygı, doğa sevgisi ve Töre’nin ahlaki ilkeleri gibi Tengri inancının temel unsurları, İslam’ın aile bağlarına, çevre bilincine ve genel ahlaki değerlerine verdiği önemle uyum sağlamıştır. Sufi akımlarının, özellikle Yeseviyye’nin, Şamanik pratikleri İslami bir çerçeveye taşıması, bu geçişi kolaylaştıran önemli bir faktör olmuştur. Nevruz, yağmur duası ve adak kültürü gibi ritüellerin İslami yorumlarla devam etmesi, kültürel sürekliliğin en belirgin örnekleridir.Ancak bu süreç, çatışmalardan da azade olmamıştır. İslam’ın yazılı vahiy ve kutsal kitap vurgusu, Tengri inancının sözlü geleneğiyle bir gerilim yaratmıştır. Şamanik ritüellerin ve doğa merkezli bazı uygulamaların, İslam’ın “haram” ve “şirk” kavramlarıyla çelişmesi, dini otoritelerin eski inançlara yönelik baskılarını ve dönüştürme çabalarını tetiklemiştir. Özellikle “şirk” suçlaması, eski inançları değersizleştirmek ve yeni dini dayatmak için güçlü bir araç olarak kullanılmıştır. Bu baskılar, Töre’nin şeytanlaştırılması ve Arapça’nın kutsallaştırılması gibi kültürel dayatmaları da beraberinde getirmiş, Türklerin kendi özünden kopma riskini ortaya çıkarmıştır. Bu durum, dini değişimin aynı zamanda kültürel kimlik ve özerklik mücadelesi olduğunu göstermektedir.Sonuç olarak, Türklerin İslamiyet’i kabulü, ne tamamen pasif bir teslimiyet ne de köklü bir kopuş olmuştur. Aksine, İslamiyet ve Tengri inancı, tarihsel süreçte birbirine karşı değil, zamanla birbirini dönüştüren dinamik bir etkileşim yaşamıştır. Bu etkileşim, Türklerin İslam’ı kendi töreleri, kültürel kodları ve yaşam biçimleri üzerinden yorumlamasıyla özgün bir karakter kazanmıştır. Günümüzde halk inançlarında hala Tengricilikten izler (nazar, türbeler, adak kültürü, ağaçlara bez bağlama gibi) bulunması, bu eski kodların toplumsal hafızada hiç kaybolmadığını ve sürekli bir müzakere içinde varlığını sürdürdüğünü göstermektedir. Tengri inancına artan ilgi, bu kadim mirasın Türk kimliği için taşıdığı önemi ve modern çağda bile kökleriyle bağ kurma arayışını yansıtmaktadır.8. ÖneriTengri inancı ile İslamiyet arasındaki etkileşimin çok katmanlı yapısı göz önüne alındığında, bu alandaki araştırmaların derinleştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Gelecekteki çalışmalar için aşağıdaki öneriler sunulmaktadır:Saha Araştırmaları ve Halk Kültürü İncelemeleri: Günümüz Türk topluluklarında yaşayan halk inançlarının, ritüellerinin ve sözlü geleneklerinin Tengricilikle olan bağlarını ortaya çıkarmak için kapsamlı saha araştırmaları yapılmalıdır. Bu araştırmalar, özellikle kırsal bölgelerde ve geleneksel yaşam tarzını sürdüren topluluklarda yoğunlaşarak, yazılı kaynaklarda yer almayan derinlemesine bilgileri gün yüzüne çıkarabilir. Nazar, türbe ziyaretleri, adak kültürü ve doğa ritüelleri gibi pratiklerin etimolojik ve sembolik kökenleri detaylıca incelenmelidir.Karşılaştırmalı Teolojik ve Felsefi Çalışmalar: Tengri inancının “tek tanrılı” yapısı ve İslam’ın tevhid anlayışı arasındaki derinleşimli teolojik ve felsefi benzerlikler, daha fazla akademik çalışma ile ele alınmalıdır. Bu, sadece yüzeysel benzerliklerin ötesine geçerek, her iki inanç sisteminin ontolojik, kozmolojik ve etik temellerini karşılaştıran interdisipliner yaklaşımları içermelidir. Özellikle Tengri’nin sıfatları ile Allah’ın isimleri arasındaki paralellikler, dilbilimsel ve kavramsal analizlerle zenginleştirilebilir.Töre’nin Rolünün Derinlemesine Analizi: Türk töresinin, İslam’ın kabulü ve yorumlanması sürecindeki “filtre” ve “ahlaki pusula” rolü, daha ayrıntılı olarak incelenmelidir. Töre’nin, Türklerin İslam’ı kendi kültürel kimlikleriyle nasıl bütünleştirdiğini ve bazı İslami yorumlara karşı neden direnç gösterdiğini anlamak için sosyolojik ve antropolojik perspektifler kullanılmalıdır. Kadınların konumu, miras hukuku ve toplumsal yaşamdaki farklılıklar üzerinden Töre’nin İslamlaşma sürecini nasıl şekillendirdiği daha detaylı araştırılabilir.Sufi Tarikatlarının Rolünün Yeniden Değerlendirilmesi: Yeseviyye gibi Sufi tarikatlarının, Şamanik unsurları İslami bir çerçeveye taşıyarak oynadığı köprü rolü, daha fazla incelenmelidir. Bu tarikatların pratikleri, öğretileri ve halk üzerindeki etkileri, hem dini hem de kültürel sentezin anlaşılması açısından kritik öneme sahiptir. Sufi uygulamalarının zamanla nasıl “şekle ve gösteriye” dönüştüğü ve özünden nasıl uzaklaştığı da eleştirel bir bakış açısıyla değerlendirilmelidir.Modern Tengricilik Akımlarının İncelenmesi: Günümüzde Tengri inancına yönelik artan ilginin sosyolojik ve psikolojik nedenleri araştırılmalıdır. Bu akımların, eski Türk kodlarının toplumsal hafızada nasıl yeniden canlandığına dair ne tür bir gösterge olduğu ve modern kimlik arayışlarıyla nasıl ilişkilendirildiği incelenmelidir. Bu, geçmişin günümüz üzerindeki etkisini ve kültürel mirasın dinamik doğasını anlamak için önemlidir.Bu öneriler, Tengri inancı ile İslamiyet arasındaki etkileşimin karmaşık ve zengin doğasını daha iyi anlamak için multidisipliner ve kapsamlı araştırmaların gerekliliğini vurgulamaktadır.
Alıntılanan çalışmalar
1. Tengricilik: Türk Mitolojisinin Dini Yapısı – Karsem Uzaktan Eğitim Sertifika Programları, https://karsem.karatay.edu.tr/tengricilik-turk-mitolojisinin-dini-yapisi
2. Türklerde Tengri İnancı ve Tengricilik | Stratejik Araştırmalar Merkezi – STRASAM.ORG ®, https://strasam.org/dinfelsefe/din/turklerde-tengri-inanci-ve-tengricilik-1351
3. İSLAM ÖNCESi TÜRK KÜLTÜRÜNDE KUTSALLIK İZAFE EDİLEN MADDI UNSURLAR – İstanbul Üniversitesi, https://nek.istanbul.edu.tr/ekos/TEZ/49735.pdf
4. Tengricilik – Vikipedi, https://tr.wikipedia.org/wiki/Tengricilik
5. İslam’ın yayılışı – Vikipedi, https://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0slam%27%C4%B1n_yay%C4%B1l%C4%B1%C5%9F%C4%B1
6. OTT.4.1. Orta Asya’da İslamiyetin Yayılması – Öğretmen İmecesi, https://ogretmenimecesi.com/ott-4-1-orta-asyada-islamiyetin-yayilmasi/
7. Türklerin İslam’a geçişi – Vikipedi, https://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrklerin_%C4%B0slam%27a_ge%C3%A7i%C5%9Fi
8. Tokat İlmiyat Dergisi » Makale » İslam Öncesi Türkler ve Türklerin İslamlaşma Süreci, https://dergipark.org.tr/tr/pub/ilmiyat/article/1005393
9. İslamın Orta Asya Tarihi – DergiPark, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/942887
10. TÜRK — MOĞOL ŞAMANİZMİNİN TASAVVUFÎ İSLÂM TARİKATLARI ÜZERİNDEKİ TESİRİ (*), https://bilig.yesevi.edu.tr/yonetim/icerik/makaleler/1236-published.pdf
11. Current Perspectives in Social Sciences » Submission » Şamanizm’den Günümüze Kalanlar – DergiPark, https://dergipark.org.tr/en/pub/atasobed/issue/90954/1474755
12. Türklerde Ölüm Sonrası Gelenekler ve Atalar Kültü – Türk Tarihi, https://turktarihim.com/turklerdeolumsonrasigelenekler.html
13. Ebû Sâlim el-Ayyâşî’nin ve Abdulganî en-Nâblusî’nin Seyahatnamelerinde Atalar Kültüne Dair Tespitler – DergiPark, https://dergipark.org.tr/tr/pub/odusobiad/issue/71357/1079189
14. Azerbaycan Türklerinde Atalar Kültü / Ata-Baba Gününün Eski Türk Kültüründeki Yeri ve Önemi – DergiPark, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/3220419
15. Türklerin İslamiyet’i Kabulü Ve Etkileri – Karsem Uzaktan Eğitim Sertifika Programları, https://karsem.karatay.edu.tr/turklerin-islamiyeti-kabulu-ve-etkileri
16. Türk İslam Devletleri, https://ostimmem.meb.k12.tr/meb_iys_dosyalar/06/25/123323/dosyalar/2021_04/30144629_Turk_Yslam_Devletileri_GaznelilerKarahanlYlar_Buyuk_Selcuklu_Devleti.pdf?CHK=6d2cde7f32db69af971a38b0ae44b31a
17. Türklerin İslamiyet’i Kabulü ve İlk Türk İslam Devletleri – Egitim.com, https://egitim.com/turklerin-islamiyeti-kabulu-ve-ilk-turk-islam-devletleri
18. TARİH TÜRK-İSLAM TARİHİ – MEB ÖZEL EĞİTİM VE REHBERLİK HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ, https://orgm.meb.gov.tr/ekpssmebozel/content/magazines/flipbook/tar/turkislamtarihi2/files/downloads/turkislamtarihi2.pdf
19. TÜRKLERİN İSLÂMİYETE GEÇİŞ SÜRECİNDE TEŊRİ VE ALLAH ALGILARI Hayrettin İhsan ERKOÇ Giriş İslâmiyetin Türkler a – DergiPark, https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/2153697
20. HİCRİ III. ASRIN SONUNA KADAR ARAPLARDA NESEP KÜLTÜRÜ – İstanbul Üniversitesi, https://nek.istanbul.edu.tr/ekos/TEZ/ET004276.pdf
21. SEÇKİN BİR SOY İDDİASININ KUR’AN AÇISINDAN DEĞERİ (Hz. İbrahim Örneği) – DergiPark, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/184381
22. İyi bir Müslüman neden çevre dostu olmalı? – İslam Hukuku, https://islamhukuku.org.tr/iyi-bir-musluman-neden-cevre-dostu-olmali/
23. islam çevre ahlakının esasları – ATAAOF-ADM İçerik, https://adm.ataaof.edu.tr/pdf.aspx?du=tMoOn6%20i553sLQydxnRtAw==
24. Derin ekoloji ve İslam’da insan-doğa ilişkisi – DergiPark, https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/2030707
25. İSLAM DİNİ’NİN ÇEVREYE VE ÇEVRE SORUNLARINA BAKIŞ AÇISI THE VISION OF ISLAMIC RELIGION ABOUT ENVIRONMENT AND ENVIRONME – DergiPark, https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/493067 26. Geleneksel Türk Dini ve İslam* – isamveri.org, https://isamveri.org/pdfdrg/D01949/1998_2/1998_2_ERDEMM.pdf 27. Geleneksel Türk Dini ve İslâm – DergiPark, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/51558 28. TÜRK KÜLTÜRÜNDE NEVRUZ – Mete Han’dan Atatürk’e- “Neuruz in the Turkısh Culture – Sosyal Bilimler Dergisi – Afyon Kocatepe Üniversitesi, https://sbd.aku.edu.tr/VIII3/asengul.pdf 29. Nevruzun Tarihi Gelişimi Türk milleti İslamiyet öncesinde bu bayramı “Yeni gün”, “Bahar bayramı”, “Erge – DergiPark, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/155114 30. Erman Artun-Adana’da Yağmur Yağdırma Törenleri ve Çomçalı Gelin – Çukurova Üniversitesi Türkoloji Araştırmaları Merkezi, https://turkoloji.cu.edu.tr/CUKUROVA/makaleler/7.php 31. Türk Kültüründe Yağmur Duası (Azatlı Kasabası Örneği) – DergiPark, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/51973 32. Tengri – Vikipedi, https://tr.wikipedia.org/wiki/Tengri 33. Adak – Vikipedi, https://tr.wikipedia.org/wiki/Adak 34. KURBAN – TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/kurban 35. Adak Kurbanı Nedir? Kimler Yiyemez? Bağışı, Şartları – Nefis Yemek Tarifleri, https://www.nefisyemektarifleri.com/blog/adak-kurbani/ 36. Adak kurbanı kesmenin hükmü nedir? Etinden kimler yiyemez? – Din İşleri Yüksek Kurulu, https://kurul.diyanet.gov.tr/Cevap-Ara/719/adak-kurbani-kesmenin-hukmu-nedir-etinden-kimler-yiyemez 37. Kur’an’a göre put, o kadar geniş anlamlıdır ki, kişinin Allah’ın dışında hayatının amacı kıldığı maddî-mânevî her şeydir. Bu putları hayatın amacı kılmak da Allah’a şirk koşmak olarak nitelendirilmiştir. – İslami Yöntem, https://islamiyontem.net/kitaplar/turkce%20tefsir/tefsirkulliyati/006enam/kalkan/06put.htm 38. Put ve Tupa Tapınma – Ahmed kalkan İslami yazar ve araştırmacı İslam dini, https://ahmedkalkan.com.tr/index.php/put-ve-tupa-tapinma 39. VAN GÖLÜ ÇEVRESİNDE ŞAMANİZM İZLERİ – Fırat Üniversitesi, https://openaccess.firat.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11508/16518/253981.pdf?sequence=1&isAllowed=y 40. Şamanizm – Vikipedi, https://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Eamanizm 41. Türklerde İslamiyet Öncesi İnanç Sistemleri – Öğretiler-Dinler, https://turkoloji.cu.edu.tr/HALKBILIM/erman_artun_inanc_sistemleri.pdf 42. KÜLTÜR EKSENİNDE HAYAT AĞACI SEMBOLÜ THE SYMBOL OF TREE OF LIFE ON THE AXIS OF CULTURE Banu Hatice GÜRCÜM Didem KALELİ** – The Journal of International Social Research, https://www.sosyalarastirmalar.com/articles/the-symbol-of-tree-of-life-on-the-axis-of-culture.pdf 43. ZİYARET FENOMENİ – DergiPark, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/184352 44. Helal-Haram – Sual Başlıkları, https://www.ekrembugraekinci.com/keywordsearch/?text=Helal-Haram 45. Helal-Haram – Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci, https://www.ekrembugraekinci.com/keywordsearch/?text=%20Helal-Haram 46. ŞİRK – TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/sirk 47. Sizce Türkler Gök Tengri inancını bırakmayıp İslam’ı reddetseydi nasıl bir senaryo olurdu, https://www.reddit.com/r/felsefe/comments/192hgrx/sizce_t%C3%BCrkler_g%C3%B6k_tengri_inanc%C4%B1n%C4%B1_b%C4%B1rakmay%C4%B1p/ 48. TÜRKLERİN İSLÂMİYETE GEÇİŞ SÜRECİNDE TEŊRİ VE ALLAH ALGILARI – DergiPark, https://dergipark.org.tr/tr/pub/dtcfdergisi/issue/66800/1044616 49. Journal of Analytic Divinity » Makale » Osmanlı Devletinde Devlet-Tarikat İlişkileri, https://dergipark.org.tr/tr/pub/jad/article/822784 50. Türklerİn İslamlaşması Sürecİne Sosyal Psİkolojİk Bİr bakış – DergiPark, https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/3173481 51. AEÜİİBFD AEUPEAJ – DergiPark, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/3570648 52. 5 Adımda Nazar Boncuğu Nasıl Yapılır? – Su Perisi Otel, https://superisiotel.com/blog/nazar-boncugu-nasil-yapilir/ 53. Nazar boncuğu – Vikipedi, https://tr.wikipedia.org/wiki/Nazar_boncu%C4%9Fu 54. TÜRBE ZİYARETLERİ VE MANEVİ DESTEK İLİŞKİSİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA: AZİZ MAHMUT HÜDAİ TÜRBESİ ÖRNEĞİ – İbn Haldun Üniversitesi, https://acikerisim.ihu.edu.tr/bitstreams/59502613-88d6-43d3-86da-9a4965913b8e/download
